• Atatürk’ün “Bıldırcın Kebabı” Yasağı…

    Atatürk’ün hizmetkarı Cemal Granda anlatıyor: “İstanbul’da bulunduğumuz bir yaz mevsiminde Florya deniz köşkünde bir akşam sofrası hazırlamıştık. Oldukça kalabalık vardı. Sofraya büyük bir porselen tabağın içinde bıldırcın kebabı getirildi. Sofranın ortasına konuldu. Mevsimin en seçkin, hem de en pahalı yemeğiydi bu. Atatürk’ün hoşuna gider umuduyla özenle hazırlanmıştı. Başta Atatürk olmak üzere herkes birer tane alıp, keyifle tabağına koydu. Bıldırcınlar da öyle güzel kızarmışlardı ki… Nar gibi, midelere sesleniyorlardı. O sırada hiç beklenmedik bir şey oldu. Sofranın öbür ucunda oturan Salih Bozok, eğlence olsun diye, önceden cebine koyduğu bir canlı bıldırcını çıkarıp, sofranın kenarına koyuverdi. Kalabalıktan ve ışıklardan ürken zavallı kuşcağız, cepte mahpus kalmanın da sersemliği içinde uçamadı. Tabakların üstünden atlaya…

  • Süleyman Nazif Bey’in; “Mustafa Kemal Paşa” itirafı

    “Büyük Kurtarıcı” (Müncî-i Azam) Muharriri; Süleyman Nazif Gazi Mustafa Kemal Paşa, düşman ayağı ile çiğnenmekten kurtardığı şehirlerden birinde: Adana Belediye dairesinde iki gün evvel; en güzel nutuklarından birini söyledi. Umumi şükranı Büyük Kurtarıcı’ya bir kere daha bildiren Belediye Reisi’nin nutkuna; Paşa irticalen cevap verirken: “…Milli davamızda benim de mesaim geçmişse ve bu mesaide; kuvvet, icraat ve muvaffakiyet varsa; bunu şahsıma ithaf etmeyiniz. Ancak ve ancak bütün milletin manevi şahsına atfediniz..” Pek soylu bir alçakgönüllülükle söylenmiş olan bu sözde; hakikatle tevazuunun ne derecelerde mündemiç bulunduğunu burada tarafsızca tetkik etmek isterim. Felsefe-i Askeriye’yi tamamıyla anlamış olan Von der Goltz; Millet-i Müselleha adıyla dilimize de tercüme edilen meşhur eserinde diyor ki: Bazen kabiliyet-i…

  • Mustafa Kemal Atatürk, Cevat Abbas Gürer, Kazım Özalp, Kılıç Alı, Rusuhi Ersavaş

    Atatürk Anadolu’ya Bandırma Vapuru ile gitmemiş!..

    Atatürk’ü Anadolu’ya götüren gemi:“Kırık dökük bir vapur eskisi”İNEBOLU VAPURU.. Bilginin kaynağı; Atatürk’ün bizzat kendisi. Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer ve Yunus Nadi’nin Cumhuriyet’te yayımlanan başmakalesi… Bkz: Cumhuriyet gazetesi, “Gazi İstanbul’da, 2 Temmuz 1927, s. 2. Yunus Nadi’nin Cumhuriyet’te Yayımlanan Başmakalesi: “Gazi bilhassa son on, on beş senelik hayatının pek çok safhalarında yar ve yaveri olan muhterem Bolu Mebusu Cevat Abbas Bey, dün Reisicumhur’u İstanbul’a isal eden Ertuğrul Yatı etrafında, hakikaten akıllara veleh (şaşkınlık) verecek dereceleri bulan tezahürat içinde ikide bir bize hep: – Şu ulvi ve muhteşem levhaların yanı başında, bir de İnebolu Vapuru ile Anadolu’ya gidişimizi koymalı, bu işin manası o zaman daha iyi, en iyi anlaşılır… Diyordu. Sekiz…