• Türkiye’nin ilk Kadın Paraşütçüsü: Yıldız Eruçman

    Magazin yalan dolanları ile sahte şöhret sahibi olmuş; baldır bacak göstermekten başka hiçbir hüneri olmayan. Milletimizin ahlakını bozmaktan başka bir işe yaramayan nice fuzuli isimler. Yılışık sevimsiz yüzler, Atatürk düşmanı meczuplar vardır ki; ne yazık ki bu yüzleri hepimiz ezbere biliriz. Oysa Türk milletinin yetiştirdiği çok sayıda değerli ve nitelikli insan var. Milletine öncülük yapmış idealist değerlerimiz var. Yeni yetişen nesillerin örnek alacağı tarihimizde nice önemli şahsiyetler var. Ancak ne yazık ki bu değerli insanların yaptığı hizmetler hiç bilinmez ve isimleri hiçbir zaman hatırlanmaz. Fotoğraflarını ise hiç kimse tanımaz. Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: “Beni görmek demek behemehal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir…”…

  • Nazım Hikmet’in “Kitâb-ı Mukaddes”şiiri, sansürsüz…

    Nazım Hikmet’in 15 Ocak 1927 tarihli Güneş mecmuasında Yakup Kadri Bey’in sunumuyla yayımlanan “Kitâb-ı Mukaddes” adlı Arap harfli Türkçe şiiri aşağıdadır: “Yakup Kadri Bey’in “Alp Dağlarından” gönderdiği mektuplarda kudret-i edebiyesinden bahsettiği genç şairlerden “Nazım Hikmet” Bey’in kendi tarzında yazılmış manzumelerinden birini şair hakkında okuyucularımıza fikir vermek için neşrediyoruz. Kitâb-ı Mukaddes Yaldızlı meşin kabıParçalanmış kitabı,Ay altında, dün gece,Deli bir derviş gibi,Mumu sönmüş, rahlesi yere devrilmiş gibi,Okudum saatlerce. Yaldızlı meşin kabınParçalanmış koynunda uyuklayan kitabınÇevirdikçe küf kokan her sarı yaprağını,Sandım ki eşiyorum bir mezar toprağını. İnce el yazıları canlandı birer birer,Masallarda çizilen yüzleri gösterdiler: İblis bir yılan oldu, Adem Havva’ya kandı,Kardeşini öldüren lanetli ruhu gördüm.Koca tahta bir gemi ummanlarda çalkalandı,Ufuklardan güvercin bekleyen Nuh’u…

  • Gazi Paşa Bursa camilerine 48 adet “Türkçe” Kuran’ı Kerim gönderiyor…

    6 Ekim 1925 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinin haberi: “Takdim olunan Türkçe Kuran-ı Kerim’den birini ayırmışlar, diğerlerinin camilere tevziat emri buyurmuşlardır.” “Bursa: 4 (A.A.) Reisicumhur Hazretleri kendilerine takdim olunan Türkçe Kuran-ı Kerim’den birini kendileri için alıkoyarak bir adedini Türk Ocağı’na hediye etmişler ve 48 nüshayı camilere tevzi edilmek (dağıtılmak) üzere Vali Bey’e tevdi buyurmuşlardır. Vali Bey Kuran-ı Kerimlerin tevdi edileceği, cami ismini kayıt ve Gazi Paşa Hazretleri’ne imza ettirdikten sonra tevzi edecektir.” Kaynak: Hakimiyet-i Milliye gazetesi, 6 Ekim 1925, Sayfa: 1.

  • “Kızılay” adını Atatürk verdi…

    “Kızılay; Atatürk “Hilaliahmer’e” bu adı koydu.” Başlıklı, 29 Nisan 1935 tarihli, Ulus gazetesinin haberi: “Bay Refik Saydam (Sağlık Bakanı) kurumun (Hilaliahmer’in) adının değiştirilmesi için bir takrir olduğunu, bunda kuruma Türk ulusunun öz diline uygun bir ad bulunması rica edildiğini ve Ulu Önder Atatürk’ün kuruma bir ilgi eseri olarak (Kızılay) adını verdiğini söyledi ve yeni isim alkışlar arasında kabul edildi.” Kaynak: Ulus gazetesi, 29 Nisan 1935, Sayfa: 1-3.

  • Türkiye’nin ilk Kadın Hakimi: Fatma Beyhan Hanım (Nil Tipi)

    Türkiye’de kadın hakları ve yargı tarihi konusunda iz bırakmış, ancak yeterince araştırılmamış kişilerden biri Fatma Beyhan Hanım (Nil Tipi) dir. Ülkemizin ilk kadın hakimi hakkında derlediğim bilgiler aşağıdadır: “Erkekler için tehlike çoğalıyor!.” Beyhan Hanım’ın avukatlık yapmak üzere İstanbul Barosu’na müracaat edeceğine dair; “Erkekler için tehlike çoğalıyor. Dört hanım daha avukatlık yapmak için İstanbul Barosu’na müracaat etmek üzeredir” Başlıklı, Fatma Beyhan Hanım’ın fotoğrafı ile yayımlanmış Arap harfli Türkçe haber. Cumhuriyet gazetesi, 22 Eylül 1928, sayfa: 1 İlk Kadın Hakim Beyhan Hanım dün ilk defa mahkemeye çıktıİlk kadın hakimimiz dün bir çok davaların rüyetinde hazır bulundu İlk kadın hakim Beyhan Hanım dünden itibaren birinci ticaret mahkemesindeki vazifesine başlamıştır. Beyhan Hanım ilk kadın…

  • Mustafa Kemal Atatürk, Cevat Abbas Gürer, Kazım Özalp, Kılıç Alı, Rusuhi Ersavaş

    Atatürk Anadolu’ya Bandırma Vapuru ile gitmemiş!..

    Atatürk’ü Anadolu’ya götüren gemi:“Kırık dökük bir vapur eskisi”İNEBOLU VAPURU.. Bilginin kaynağı; Atatürk’ün bizzat kendisi. Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer ve Yunus Nadi’nin Cumhuriyet’te yayımlanan başmakalesi… Bkz: Cumhuriyet gazetesi, “Gazi İstanbul’da, 2 Temmuz 1927, s. 2. Yunus Nadi’nin Cumhuriyet’te Yayımlanan Başmakalesi: “Gazi bilhassa son on, on beş senelik hayatının pek çok safhalarında yar ve yaveri olan muhterem Bolu Mebusu Cevat Abbas Bey, dün Reisicumhur’u İstanbul’a isal eden Ertuğrul Yatı etrafında, hakikaten akıllara veleh (şaşkınlık) verecek dereceleri bulan tezahürat içinde ikide bir bize hep: – Şu ulvi ve muhteşem levhaların yanı başında, bir de İnebolu Vapuru ile Anadolu’ya gidişimizi koymalı, bu işin manası o zaman daha iyi, en iyi anlaşılır… Diyordu. Sekiz…